Gazze’deki direniş, Batı’nın “terörle” suçladığı ilk kurtuluş mücadelesi değil

İsrail ablukası altındaki Gazze’deki direniş hareketi, dünyadaki pek çok kurtuluş hareketi gibi “terörist” damgası yedi ve başta ABD olmak üzere Batı tarafından “şeytanlaştırma” politikasına maruz kaldı.

Kurtuluş hareketlerinin, “terörist” olarak yaftalanması genellikle bu hareketlerin unsurlarına ya da içinde doğduğu halka karşı en çirkin suçları işlemek için kullanılıyor.

Gazze’de kadın, çocuk, genç, yaşlı ayrımı yapılmaksızın sivillerin öldürülmesi ve binlerce ton bomba kullanılarak altyapının tahrip edilmesi öncesinde de aynı şey yapıldı ve böylelikle dünya kamuoyu bu katliamları kabul etmeye hazır hale getirildi.

Bu kapsamda Hamas, terör örgütü olmakla ve DEAŞ’a benzemekle suçlandı, Filistinliler ise İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant gibiler tarafından “insan-hayvan” olarak nitelendirildi.

Gallant’ın “Biz insan hayvanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket ediyoruz.” şeklindeki sözleri, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) tarafından, “savaş suçlarına davetiye çıkartma” olarak yorumlandı.

Gazze’de işlenen suçların benzeri daha önce Batılı güçler tarafından Cezayir (Fransa), Libya (İtalya ) ve Vietnam’da (ABD) işlendi.

Aslında tüm Avrupalı ??sömürgeciler özellikle Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki kurtuluş hareketlerini şeytanlaştırdılar ve halklarına köle, serf ve “hayvandan aşağı yaratık” muamelesi yaptılar.

Bu da onların savaş suçu ve insanlığa karşı suç işlemelerini kolaylaştırdı.

Libya

Sömürgeciler tarafından en korkunç nitelemelere maruz kalan direniş kahramanlarının en çarpıcı örneklerinden biri, İtalyan işgaline karşı yirmi yıl (1911-1931) savaşan Libya direnişinin lideri Ömer el-Muhtar’dı.

İtalya hava kuvvetlerinin saldırılarıyla 11 Eylül 1931’de pusuya düşürülerek yakalanan Muhtar, kurulan “sözde” bir mahkemede, isyan çıkarma ve vatana ihanetten yargılandı ve 16 Eylül’de de idam edildi.

“Çöl Aslanı” lakaplı Ömer el-Muhtar, idamının ardından sadece Libyalıların değil tüm dünyanın ve hatta sömürgeci İtalya’nın gözünde direniş sembolü haline geldi. 16 Ekim 2021’de İtalya’nın Bingazi’deki Başkonsolosu Carlo Batori, Ömer Muhtar’ın Bingazi’deki türbesine çelenk bıraktı.

Batori, “Geçtiğimiz yıllarda ülkemdeki birçok lider, İtalyan halkı ve resmi kurumları adına, Libya halkının çektiği büyük acılardan üzüntü duyduklarını dile getirdi. İtalyalı bir yetkili olarak ben de bugün, bu üzüntüyü bir kez daha dile getiriyorum.” dedi.

İtalya’nın Libya’yı işgalinin ilk 20 yılında, o dönemde nüfusu 250 bin olan Berka’nın dörtte biri öldürüldü, 100 bin kişi kamplara sürüldü ve birçoğu da buralarda hastalıktan öldü.

İsrail şimdi aynı senaryoyu, daha çok sivili öldürerek ve halkı Gazze dışına tehcir ederek tekrarlamaya çalışıyor.

Cezayir

Fransa da Cezayir’deki sömürge yönetimine karşı başlatılan devrimi (1954-1962) ve bu harekete katılanları “terörist” olarak nitelendirdi.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun 29 Ekim’de başkent Cezayir’in güneyindeki Celfe kentinde bölge halkıyla gerçekleştirdiği bir buluşmada, Cezayirliler ile Filistinlilerin benzer şekilde terörist yaftalamasına maruz kaldığına dikkati çekti.

Tebbun, bu benzetmenin ardından “Filistinliler terörist değildir, olmayacaklardır. Hakkını, toprağını ve vatanını müdafaa eden terörist olamaz.” dedi.

Cezayir halkı, devrimcilere verdiği desteğin bedelini ağır ödedi; köyler yerle bir edildi, halkları tehcir edildi ve devrimcilere lojistik desteğin kesilmesi için yoğun denetim altındaki kamplara nakledildiler.

Cezayir, 8 senede 1,5 milyon insanını kaybetti, üstelik devrim sonrası nüfusu sadece 6 milyon civarındaydı. Aynı dönemde Cezayir’de 23 bin 652 Fransız askeri de öldü.

Cezayirliler, Fransa’nın gelişmiş silahlarına karşı el yapımı bomba gibi basit silahlarla savaştı. Cezayir devrim liderlerinden El-Arabi Bin Mehidi 1957’de esir düştüğünde, Cezayirli kadınların, çantalarına gizledikleri bombaları Fransızların bulunduğu kafelerde patlatmasına tepki gösteren Fransızlara, “Bize uçaklarınızı verin biz de size el yapımı bombalarımızı verelim.” diyerek yanıt verdi.

Gazze’deki direniş güçleri de bugün bölgenin en gelişmiş ordusuna, silahlara ve teknik donanımına sahip olduğu söylenen İsrail’e karşı kendi imkanlarıyla geliştirdiği “Yasin-105” antitank roketleri ve Zevari isimli kamikaze dronlarla savaşıyor.

Vietnam

Hamas’ın terörizmle suçlanması, sömürgeciliğe karşı verilen mücadelede tekrar tekrar gösterilen bir filmden başka bir şey değildi.

Fransa ve Vietnam kuvvetleri arasında 1954 yılında gerçekleşen Dien Bien Phu Muharebesi’nin kahramanı Vietnamlı General Vo Nguyen Giap de sömürgeci için “dersini tekrar etmeden anlayamayan aptal bir öğrenci” benzetmesini yapmıştı.

Sömürgecilerin ezici askeri üstünlüğünün, terörizmle suçlansa bile özgürlük için mücadele eden halkların idaresini yenmesi mümkün olmadı.

ABD, 1955’te Vietnam’a müdahale etti ve “komünist yayılmacılığa” karşı güneyde kendisine müttefik bir hükümet kurdu. Kuzey Vietnam’dakiler ise ülkenin güney ve kuzeyinin birleşmesi için çalıştı.

Vietnam halkı ve arkalarında Vietnam kurtuluş ordusu, Batı’nın “terörist” olmakla suçladığı bir gerilla savaşı yürüttü ve 22 yıl sonra 2 Temmuz 1976’da Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti’ni kurmayı başardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx